twi'nce


Ben sana seçilemezsin demedim..

Hali hazırda yeni başkanımız camiamızın ileri gelen seyın beyaz türkleri tarafından seçilmiş bulunmakta. Oylarını arz-ı endam eden sevgili kongre uyeleri beklenen bir oranda (yaklaşık %62) mevcut başkanın devam etmesi gerektiğini belirtti. Bir Beşiktaşlı sadece kürt ve AKPli diye Beşiktaş’a başkan olamıyor ise demokratlığı ile övünen taraftarımız balans ayarı ile oynanmış demokrasiye hoşgeldin diyebilir. Daha önce burada da paylaştığım yorumladığım üzere ben Murat Aksu’yu desteklemiyor şu anki durumdan farklı bir yonetim anlayışı beklemiyordum. Fakat birilerine bu kulüp babanın değil uLan demesi için bir değişikliğin yaşanması gerekiyordu. Olmadı umudumuz yeni yönetimde akil olduklarını düşündüklerimizde. Taraftarını dövdüren, hala yıldız oyuncu getirteceğim diyen, stat yapacağım oyunları ile bizlerin ağzına bal çalan Y.D. ye rağmen bir şeyler olabilir mi bekleyip göreceğiz..


Seçim sonrası#1

Endüstriyel spor gelişip sektörleştikçe duygular ve idealler bir yana savrulacak, çıkarlar, stratejiler ve kişisel ilişkiler ağı da giderek sık bir dokuya dönüşecektir.
Yıldırım Demirören’i (ve saygıdeğer eşini) içtenlikle kutluyor, başarılar diliyoruz.
Bu seçimle Demirören, 2023 yılına kadar kulübü yönetme yetkisini de cebine koymuştur. Tecrübesi ve kongre taktikleri konusundaki uzman ekibi, ona sürdürülebilir iktidar olanaklarını armağan etmiştir.
Bu anlamda Yıldırım, kendini “Aziz” ilan etmiştir. Fenerbahçe başkanınının tartışılmaz liderliğini ve başkanlık karizmasını Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nde tekrarlamak için yola çıkmıştır.

Daha düne kadar Demirören’e demediğini bırakmayanlar, hakaret edenler ama hesap sorulması gündeme gelince viraj alanlar orada.
Beşiktaş Kulübü’nden Beşiktaş Belediye Başkanlığı’na sıçrayan, oradan da Beşiktaş Başkanlığına sıçramayı umanlar orada. Demokrasiyi saydamlık ve hesap verme rejimi değil, ortalığı gürültüye boğup hazır kıtalarla seçim kazanma oyunu sananlar orada. “Seçime siyaset bulaştı” diye kendi siyasi geleceklerini güvence altına almaya çalışanlar orada.
Bir şekilde para kazanıp da şimdi sosyal statü derdine düşenler orada. Beşiktaş hakkında tek bir görüşü olmayıp da vazgeçilmez adam edalarıyla ortalarda dolaşan, ekranda sesinin kısılmasına ses çıkarmayan, kongre üyesini yedirip içirmeyi politika sana ‘kulüp ağaları’ orada. “Tarihin gördüğü en kötü başkan” diye Demirören’i eleştirenler orada. Her lafa ‘Beşiktaş değerleri’ diye başlayanlar orada. Sanki kulüp çok istemiş gibi “Buraya yıllarımı verdim” diye ağlaşanlar orada. “Kendimden önce Beşiktaş” deyip yönetime kara kapak yapanlar, sıra kendilerine gelmiş olmalı ki, orada.
Başkanlık için ortaya çıkıp sonra yedek üyeliğe razı olan ‘altyapı dehaları’ orada…

İlk paragraf Atilla Gökçe ikinci Altınsay’dan. Onlar da mı yanlış düşünüyor?


Y.D.

Güç karanlık tarafa doğru gidiyor.Seçimden beklentim %65 Y.D.


Seçime 1-2

Takımın yaklaşık 2 aydır resmi maçlarda galibiyet alamaması seçim basınına iyi gaz verdi. Ama hala beklediğim rüzgarlar esmiyor Beşiktaş’ta. Ya iki tarafta çok güveniyor kendisine ya da seçim günü havalarda uçacak sandalyeleri hesaplamaya başladılar. Murat Aksu Yıldırım’dan önce dernekleri gezip seçmen tabanını ziyaretlere başladı. Ben hala ilk çıkşı gibi bir basın toplantısı düzenleyip taraftarın da başkanı olması imajını yaratması gerektiğini düşünüyorum. Gerçi gerek sosyal medyada gerekse bloglar aracılığı ile tabanda şimdiye kadar gormediğimiz pazarlama hamleleri yapıyorlar. Burda da en azından bir ajansla anlaşıldığını düşünüyorum. Ve bakkal değil market olma ufuğunu gösteriyorlar bize.

Peki Aksu Beşiktaş’ın başkanı olabilir mi? Her ne kadar siyasi kimliği olsa da bir hukukçu olması ya da şöyle diyim bir üniversite bitirebilmiş olması(bknz:Biz okulu kazanmayız okul kazanırız) daha mantıklı bir Beşiktaş hayali ile umutlandırıyor beni.  Gerçi Aksu’nun da off the record kumar sorunu olduğunu duyuyoruz kimi yerlerden. Peki ne değişebilir Aksu gelince. Aksu yeni bir isim değil sonuçta camiada. Yıldırım Demirören’in neredeyse bütün yanlışlarında yanındaydı. O yüzden sütten çıkmış ak kaşık değildir. Kulübü kendine borçlandırarak iktidarını devam ettirme stratejisi güden Yıldırım’ın boyunduruğundan kurtarması için istiyorum gelmesini sadece.

İşin Yıldırım tarafı ise, seçime siyaset bulaşıyor ağlamaları ile gündeme geldi. Şu şekilde bir örnek vereyim yurt dışındaki bir kongre üyesi kulüp AKPcilere kalacak diye oy kullanmaya gelicem diyebiliyor. İşin AKP kısmından seçim stratejisi sürdürülüyor. Bundan 6 ay önce SHP ve CHP ile siyasette genel başkan yardımcılığı, dış işleri bakanlığı gibi hizmetleri olmuş Hikmet Çetin’i başkan olarak görmek isteyen bir camia varken şimdi Aksu’nun adaylığı kafalarda soru işaretleri oluşturuyor.

Aksu’nun gerek cemiyet hayatından gerek bürokrasiden gerekse yöneticiler arasından oluşturduğu liste şimdilik güçlü gibi gözükmekte. Fakat(en azından benim bildiğim kadarı ile) spor camiasında çok bulunmamış tecrübesiz aynı zamanda yıpranmamaış kişiler. Yıldırım Demirören ise Ertunç Soğancıoğlu, Kenan Öner, Bülent Deriş, Mario Berk’ten oluşan A takımını yeni isimler ile güçlendireceğe benziyor. Merakla bekliyoruz bizde bu sefer ya batacaz ya çıkacaz sanırım….


Yeter uLan Yeter!!!!

“Seçimi kaybetseydim bile bu alacağımı uzun vadeye yayacaktım. Ancak karşı taraf eleştirilerinde belden aşağı vurunca bu kararımı değiştirdim.  Eğer kaybedersem ertesi gün alacağımı isterim”

Ben de kaybettiğimiz yılları istiyorum onları bana geri verebilecek misin?


Seçim Öncesi#1

Malum seçime çok az bir zaman kaldı. Takımın son 1.5 ayda toparlanması tepkileri hatta olğanüstü kongre isteyenleri bir nebze susturdu. Aslında adayların çıkıp konuşması gereken döneme girildi fakat takımın olası bir Şampiyonlar Ligi elemesinin beklenildiğini düşünmekteyim. Haftaya çarşambadan itibaren yeni Beşiktaş projesi başlayacaktır.

.D lerden Y ile başlayanının aday olmayabileceğini ama tepkilerden sonra gaza geldiği konuşulmakta. Murat Aksu’nun zaten adaylık açıklamasını şurada paylaşmıştık. Keçeci’nin de aday olacağı bilgisi gündemde ama nasıl çalışmalar yaptığı konusunda henüz bilgi kirliliği ile karşılaşmadık.

Teşvik primini normal karşılayan yüce avukat uykucu amca istifasını verdiği için Aksu’nun listesinjden seçime girmesi muhtemel. Bütün yaz neredeyse köy köy dolaşıp dernekler ile şampiyonluk kutlayan Levent Erdoğan’ın elinde büyük bir oy potansiyeli taşıdığı ortada. Temennimiz ellerini kulübümüzden çekip bir an evvel asıl bildiği spora -yağlı güreşlere -geri dönmesi ve en yakın zamanda kırkpınar ağası olması. Beni asıl bu yazıyı yazmaya iten Aksu’nun listesinde Emre Berkin ve Dündar Yetişener’in gireceğinin söyenmesi.

Emre Berkin’in kim olduğu zaten artık heryerde konuşuluyor. Microsoft’un ortadoğu ayağının sorumlusu olarak geçiyor. Emre Berkin Microsoft’un merkezinde 21 numaralı Pascal Nouma forması ile dolaşan bir adam. O derece Beşiktaşlı. MS’den veda yemeğine de Bill Gates’in katılacağı kadar da önemli bir yönetici. Bilişim dünyasındaki yöneticilere herzaman güvenmişimdir. Babasından şirket devralan aile gelenekleri ile profosyonelliği aynı potada eritemeyen zihinler Türkiye’de hep öne çıkmıştır. Bu yüzden de asla büyük adımlar atılamaz ,gelişmelere kapalı olunur. (Vehbi Koç yaşasaydı Migos’u sattırır mıydı sizce?). Ama Emre Berkin Beşiktaş’ın Serdar Bilgilisi olabilir(Sonlar benzemez inşallah) Vizyonlu akil bir yönetici imajı çizmekte.

Dündar Yetişener ise en azından benim çok duymadığım ama ticaret alanında bilinen bir yönetici. Amerika’ya beton satan adam olarak lanse edilmekte. Ticaret hayatında çok dallı budaklı yollardan geçmesi kulüp pazarlaması gibi alanlarda faydalı olabileceğini göstermekte.

Ama hepimiz de biliyoruz ki ülkede kulüp yöneticiliği asla profesyonel yapılmamakta. Adidas’ın ceosunu Kartal Yuvası’na, Starbucks’ınkini stad sorumluluğuna, Coca Cola’nınkini iletişim ve pazarlamaya, Real Madrid’in yurt dışı temsilcisini dernekler başkanlığına getirirseniz Beşiktaş 1 senede tozla duman olur. Bizde işler hatır gönül ile, cepten para çıkması ile, hükümet desteği ile, tribün çeteleri ile, sponsor kıyakları ile, vergi kaçakçılığı ile, avrupa turları eskort kızlar ile yürüdüğü sürece ne bakkal olacağız ne Carrefour ŞOK olup kalacağız…..


Y1D1 virüsü

Y1D1 virüsünün başlangıcı tribün yolu ile kanalize edilen S1B1 salgını ile başladı. S1B1 salgınını yayan bügün ABİ’ler olarak adlandırılan özellikle yurt dışı deplasmanlarında görülen antikor arkadaşlardı. Bu antikorlar vücuda giren zayıflatılmış virüslerdi. Hastalıklara(muhalefet) karşı direnç göstermekte 1 mglık amoklavin etkisi gösterdiler. Bu süre zarfında bir tribün sevdası şeklinde yayılan 25 senelik faydalı organizma dış etmenler (yazılı görsel basın, internet) yüzünden form değiştirerek amip vari bir bölünme aynı zamanda çoğalma yaşadı. Çevresindekileri yutmaya çalışan bu organizma gittikçe büyümekte ve kangren halini almaya yaklaşmaktaydı. Birgün bu organizmanın vücuttan çıkarılacağı haberini aldık hem de kendi arzusu ile. Son zamanlarında yarar/ziyan arasında giden varlığın ayrılmasına alışamadık. Geri istedik. Belki de uyuşturucu gibiydi. Hem zararlı hem keyifli hem vazgeçilen hem vazgeçilmeyen. Sonra damarlarımıza geri enjekte ettik. Bu sırada kombine satışları arttı. Y1D1 virüsü bu süre zarfında başarısını devam ettirip bünyeyi gittikçe çökertmekte, yaşattığı hastalıkların tedavisi ödenemez boyutlara gelmekte vücuda başka hiç bir virüsü de almamaktaydı.

Y1D1 salgınına baş göstermeye kalktı o hem faydalı hem zararlı organizma. Ama doktorlar tarafından tedavi anında yapıldı. Karagumrukovin serumu ile vücut ayağa kalkmaya kalkarken gene düşürüldü. Ama bu serumda organizmamızı düşüremedi. Y1D1 salgınını acaba biter mi derken doktorlar vücudu check-up a soktu ve zararla/yararlı organizmamızı vücüttan ameliyatle çekip aldı.

Tribünde, deplasmanda, panelde vs vs heryerde yanlarında olduğumuz arkadaşlar, abiler vücüttan çekilip alındı. Artık Y1D1 salgını can almaya başladı.

Aşı olmayın aşaı faydasız. ELLERİNİZİ yıkayın. Temizlenin arının şu virüsten. Beşiktaş’ıma bu virüsü bulaştıranlarda gelmesin gerekirse geri. Semt takımımı geri istiyorum lann