twi'nce


Nettin Nani!!

Artiz mi ne artiz artiz ne arar burda….

Arsenalden taraftartan belki de giden Ronaldo’dan hıncını çıkardı bugün. Hala nasıl o denge ve esneklikle yapti o golü anlayamıyorum…


Peki nasıl oldu da gene o kaleye gitti top ?

3 stoper,4 bek, 2 defansif ortasaha,1 forvet yani bir nevi 3-6-1 gorunumlu 8-1-1 oynadı Beşiktaş. Topu kaleye uzak tutup, her şutta topun önüne geçen bir takım oldu ama oyunu çirkinleştirmedi. İlk yarı delinhonun kanadını finikuler hattı yapan Obertana bile sağlam bir tekme atıp, sindirmeye dahi çalışmadı takım. En son İngiltere’deki sindirmeme oyununda o hazin sonuç alınmıştı o ayrı mesele.

Toroman’ın değişikliği sırasında dahi oyuncuların aklı kenarda değil oynanan oyundaydı. Asla konsantrelerini bozmadılar ve korkmadılar. Elden daha fazlası gelebilir miydi evet. Ama Trabzon maçı ile Fener maçını aynı potada eritti takım.


Oyuna giren oyuncular dahil olmak üzere Beşiktaş’ın ortalama olarak alınan mevki dizilişi de yarı sahaya hapsolmuş oyunu 2. bölgede oynamaya çalıştığını gösteriyor bizlere. Aksine Man UTD’ye de baktığımızda Beşiktaş’ın tersine takım tamamiyle Beşiktaş yarı sahasında dizilmiş kendi yarı sahalarında neredeyse hiç bulunulmamış. Bunda Bobo’nun da sıkça geri gelmesinin payı var tabi ki. Peşlerine takılacakları bir hücumcu olmayınca Man UTD’li oyunculara sınırsız ileri çıkma hakkı verdi Beşiktaş.

Şutları incelediğimiz de ise M.U’nun attığı 27 şut tabiki dikkatleri çekiyor ama bunların coğu Off target. Savunmadan seken uzaktan dağa taşa giden şutlar. İlk yarı Obertan’ın sağdan getirdiği 2, son dakikalarda Rüştü’nün çıkardığı 2 şut dışında Barcelona karşısındaki Inter durumuna düşmedi takım.

Beşiktaş ise bir anadolu takımı hüviyetinde içlerine Ragıp kaçmış gibi 18 dışından şut denemeleri ve Fink’in plasesi ile akıllarda kaldı. Gayet tecrübeli ve sağlam defansın arasına kaçmak çok zor olacağı için ilk aşamada bu plan mantıklıydı ama en azından 2-3 yan top denemesi görmek isterdi bu gözler. Önemli olan galibiyetti ve alındı diyelim içimize Hikmet Karaman kaçmışcasına :).

Yedek denen M.U’ya karşı İ.Kaş, Köybaşı, Fink, Erhan, İnceman gibi sene başından bu yana istikrarlı bir şekilde oynamayan oyuncular çıktı Düşler Tiyatrosu’na. Tıpkı M.U’daki gibi. Eğer Obertan yedekse bu bizim değil ağzındaki sakızını yavşak yavşak çiğneyen Sir Alex Ferguson’undur :


Forma sponsorlukları

liverppol

Liverpool’un yeni forma sponsorluğunun ardından marketi incelemek istedim. Ortaya çıkan rakamlar ile Turkcell Super Lig asgari ücretli işçi, avrupadaki senior takımlar Monoco prensi konumunda kaldı.

  1. Liverpool: 23 milyon avro /Standard Chartered
  2. Manchester United: 23 milyon avro /Aon
  3. Bayern Münih: 19.5 milyon avro/ T-Home
  4. Juventus: 17 milyon avro/ Tamoil
  5. Real Madrid: 14.5 milyon avro /Bwin.com
  6. Chelsea: 12.5 milyon avro /Samsung( bir o kadar imza parasi almişlar onu da ekleyince 5. sıraya yükseliyor)
  7. AC Milan: 12 milyon avro/Bwin.com
  8. Schalke: 12 milyon avro/Gazprom
  9. Manchester City: 9.12 milyon avro /Etihad Airways
  10. Arsenal: 7.6 milyon avro/Emirates(İşin içinde bir de stad var tabi

Bu listede olmasını düşündüğüm Inter’in rakamlarına ulaşamadım bir türlü. Bilen gören varsa yorum yapabilir:)


Kuralar

İzmir de nedense blog yazmak gelmiyor insanın içinden, İstanbul’a sakladım kendimi. Kuralar çekilde ve aklıma gelen başıma geldi Wolfsburg çektik kuradan. İlk torbadan gelen takımla ilk maçı yapmak gibi bir handikap ile de karşı karşıyayız. CSKA puan alinabilecek bir takım 2. torbadan Inter, Real çekmek varken CSKA en azından psikolojik olarak etki altında başlatmayacak bir takım. Bundan önce 3 defa üst üste UEFA da gruplara kalıp hiç gruptan çıkamayan tek takım olan Beşiktaş’ın gruptan şöyle olursa çıkarız deme lüksü yok sonuçta. Man UTD nin  bizim dışımızda tulum yapmasını bekliyip, içerde 7 puan alırsak birşeyler olabilir ama Wolfsburg gibi Bayern’e  5 atabiletesi olan takıma karşı gol atmayan bir takım ile çıkma korkusu ile başbaşayım. Milli maç,samiyen deplasmanı, Man UTD maçı. Bekliyoruz….