twi'nce


Category Archive

The following is a list of all entries from the futbol category.

Yayın Ihalesi

Yarın yapılacak olan ihalede 5 şirket Dıgıturk,D Smart, TRT, NTV, TTnet ihale sürecine katılacaklar. NTV A paketine talip değil asıl önemlisi hazır değil ama B paketini alırsa işte o zaman içerik olarak çok güzel bir lig yayın akışı bizi bekler. Çünkü B paketine sahip takım maçtan 24 saat sonraya kadar görüntüleri vermeme hakkına sahip. Ve 15 dakikalık geniş özet yayınlama hakkını elinde bulunduracak. A peketi sadece canlı yayınlarla sınırlı kalacağı için B çok önemli bir konumda. C paketi ise mobil yayınlar olarak adlandırmakta. Sadece TTnet aday olduğu için TTnet nasıl bir hizmet verecek merakla bekliyorum. Tahminim AVEA ile ortak bir girişim olacağı OGER Telecom kontejyanı ile. Bildiğiniz üzere dünya kupası yayın haklarını TRT almış bulunmakta ve AVEA ile mobil yayın da yapacaklar. Burada kazanacakları tecrübe ile ligde iyi işler yapabilirler.

A paketi için Digiturk, D Smart ve TRT kapışacak gibi gözüküyor. Her ne kadar DIGI den çok hazetmesemde TRT nin alması durumunda yaşanacak yayın felaketlerinden kim sorumlu olacak acaba 🙂 Doğan grubu ise mevcut darboğazında bu ihalede çok aktif olamayacak gibi gözükmekte. Digiturk 8 yılda anca bir platform haline geldi kolay kolay kaptırmazlar ihaleyi. Ama insan keşke Şahenk eyvallah desede NTV de olsa yayınlar demiyor değil hani 🙂

Biz de merakla bekliyoruz efendim sonuçları ÖSS heyecanındaki teenage gibi 🙂


2000lerde Beşiktaş

80 lerde 90 larda demek çok kolay geliyordu dilimize şimdi 10 larda diyemeyeceğiz gibi geliyor 30 lar olmadan. Peki 10 lara varmadan 2000 lerde Beşiktaş’ımızda neler kimler iz bıraktı. İlk akla gelen futbolculardan başlayalım isterseniz benim için efsane 11:

Cordoba


3-4’lık fener maçında bile bile kendini attırması dşında akıllarda hem güzelliklerle kalacak olan Sergen’den sonra o takımdaki en teknik adam. Senin nokta paslarını, sokak çocuğu ifadeli yüzünü en önemlisi Chealsea maçını özlüyoruz.

Zago


Ondan beri savunma bu kadar sert akıllı adam görmedi. Ondan beri forvetleri bu kadar yıldıran adam gelmedi. Arada Luce’nin4-4-2 denemelerine kurban gitse de savunmada Ronaldo ile yakaladığı uyum en az Uche Höng uyumu kadar akıllarda kaldı.

Ferrari


Ne denirki 2000lerin sonunda daha 3 ayda adını buraya yazdıran.  GS maçını çıkarırsak onunla oynanan 15 maçta sadece 7 gol yiyen bir takım. Cam adamdan sonra ilaç gibi geldi bünyeye.

Ronaldo


Klestov sağdan sert kesti Ronaldo dışarı attı. İşte 2-0 iken kaçan bu gol 5’e gidecek maçın berabere bitmesine sebep oldu ve kaybedilen 2 puan belki şampiyonluğa sebep oldu  o sene. Ama biz onu sürpriz golleri ile özellikle Fener’e attıkları ile hatıralarımıza kazıdık.

Delinho


Ne dersek diyelim o fenomen. 2000 lerin başında bu ne lan dedik hala diyoruz. 2001-2002 diyarbakır maçı, 2008-2009 Antalya maçı açın ardarda izleyin anlayın ne dediğimi.

Guinti


Yarı devre gelen şampiyon yapan DMC ekolününün başlangıcını yaptı. Bu takıma İtalyan şıklığını getirdi. 4 ayda Tayfur ile 40 yıllık arkadaş gibi oldu. Eminim ileride ondan çok iyi hoca olacaktır.

Ernst

Ve gene şampiyonluk yolundaki yarı devre transferi. Takım 4 defans 1 Ernst 1 Ernst yardımcısı 4 Hücumcudan oluşuyordu 2008-2009’un ikinci yarısında. Nasıl profosyenel olunur cümle aleme gösterdi. Bu kısa performansı ile yılık oyuncusu ödülünü almıştır kalbimizde.

Münch


Soldan Pascal’a yaptığı asistler geliyor aklıma. Nasıl gitmesine izin verildi diye içim içimi yemişti velet iken daha. Hala da inanamam neden gider bu adam diye. Ondan beridir sol çizgimize ayak basılmadı desek yeridir. Kimse onun kadar çizgi oyuncusu olamadı. (3-0 lık Antep maçındaki Tümer mi o adam değil de ondan)

Sergen


Sergen attı şampiyonluk geldi….. Bu kadar gamsız bu kadar eğlenceli bu kadar teknik bu kadar bu kadar bu kadar. Her şey onun için geçerli. Her takımda oynadı ama bizdeki hissettirdikleri bambaşka. Aklıma geldi arada sizler ile Sergen hikayeleri paylaşayım.

Pascal


80 lerde MAF, 90 larda Şifo, 2000lerde Pascal Beşiktaş’ı yansıttı. Aslında aynı anda taraftarlıkj profilinin değişimini de efsane isimlerin üzerinden güdebiliriz. Gittikçe asi, bireysel, başarı odaklı vs vs… Ama o başkaydı kendi omzunun kırılma pahasına Tafareli kırdı. Hala İnonuye gelince ağlayan bir adamdan bahsediyoruz başka bir şey demeye gerek var mı?

İlhan

Forması, saçı, dövmesi herşeyi olaydı. Oyunu bambaşkaydı. Batigol kadar sert, Vieri kadar dar alanda usta. Teknik, hız, yetenek, estetik, hırs, özgüven. Geç star olmasa sakatlıkları yaşamasa Juvede efsane olur kariyerini orada tamamlardı.


Kenan Evren Lisesi ve Ataşehir’deki arazi…

Kenan Evren Lisesi bilindiği üzere Fenerbahçe’nin eğitim aşkını canlandırmış bulunmakta. Çeşitli yerlere okullar yapılarak buradaki liseyi almaya çalışıyorlar. Ülkem okul kazansın ne güzel. Kenan Evren gibi bir adamın adını taşıyan okul olsun istemem zaten. O okuldaki eğitimcileri vaktinde tornadan geçiren bir zihniyetin adı neden okullara verilir hala da anlamam. Neyse gelelim konuya ulkedeki tarihi eğitim kurumlarının sermayeye peşkeş çekilip şehrin alakasız yerlerine okullar yapılması projesi dönemin Milli Eğitim Bakanı (2003 olması lazım sanırım) Hüseyin Çelik tarafından ortaya atılmış, İzmir Atatürk Lisesi gibi şehrin merkezindeki tarihi okullar dönüşüm projesine dahil edilmesi tekif edilmişti.  Tacir mantığı ile olaya bakmayan her şahıs gibin bu olaya itiraz etmiş yapılaşmanın şehir merkezinde değil şehir dışında olması gerektiğini savunmuştum. Şehircilik anlayışında mevcut tarihi korumak, populasyonun bir yerde odaklanmaması için cazibe merkezlerini şehir dışına taşımak aynı anda ulaşımı da buralara götürerek şehrin planlı genişlemesini sağlamak vardır.

Ayrıca Kenan Evren Lisesi’ndeki öğrenciler neden İçerenköy’e, Küçükbakkalköy’e, Merdivenköy’e gitmek zorunda bırakılıyor. Kamu yararına bir fayda yapılacaksa neden alışveriş merkezi yapılıyor. Sadece otopark yapacaz diyerek arazinin planları neden saklanıyor.

Neresinden tutsanız elinizde kalacak bir konu. Vaktinde şehrin ortasına stad dikilmesine nasil izin verildiyse bu izinler de o şekilde alınacaktır. Şimdi yeni gündemdeki bir konu var Ataşehir arazisi. Sağolsun basınınız ihaleden sonra haberini yaptı biz de anca öğrendik.. Ülkemizde planlamalar izinler hep kamuda yetki sahipleri ile sermayede hak sahiplerinin kişisel ilişkilerine dayandığı için benim için çok da şaşırtıcı olmadı aslında yaşanan gelişmeler.

METREKARESİ BİN TL
Kadıköy Belediyesi Encümen Salonu’nda yapılan ihaleye, 57 bin 718 metrekare arazinin kullanım hakkını elinde bulunduran Fenerbahçe Kulübü’nden başka kimse teklif vermedi. Kulüp, muhammen bedelleri birer milyon TL artırarak 57 milyon 718 bin TL muhammen bedelle satışa çıkartılan araziyi 58 milyon 200 bin TL’ye satın aldı. Aynı bölgede emsal arazilerin metrekare fiyatlarının ise 2.5 ile 4 bin TL arasında değiştiği kaydedildi.

Fenerbahçe Kulübü’ne 30 yıllığına kiralandıktan sonra arazinin satışa çıkartılmasına bir grup arkadaşıyla birlikte karşı çıkan AK Parti Grup Başkanvekili Fatih Kaya, “Rekabet ortamı oluşmadı. Tek alıcı Fenerbahçe olunca Kadıköy daha fazla kâr edeceği arazisini yeterince değerine satamadı. Bizim daha önceki uyarılarımız doğru çıktı” dedi.

300 MİLYON DOLAR KAZANDIRACAK
Kadıköy Belediyesi, iki yıl önce Bursa’da yerel bir gazeteye verdiği ilanla Ataşehir’deki 57 bin 718 metrekarelik iki araziyi kiralamak için ihaleye çıkmış, tek teklifi veren  Fenerbahçe Kulübü yıllık 305 bin TL bedelle araziyi 30 yıllığına kiralamıştı. Araziye yapılacak olan  10 bin kişilik spor kompleksi ve alışveriş merkezi projesinin Fenerbahçe’ye yaklaşık 300 milyon dolarlık gelir sağlayacağı ifade ediliyor.

Bursa’daki yerel bir gazeteye verilen ilanı sadece Fenerbahçe ‘nin imar işleri ile ilgilenenler görüyor, sadece Fenerbahçe Kulubü ihaleye giriyor bir de üzerinde metrekaresine 1,000 lira veriliyor emsal olarak 2,500-4,000 tl verilirken. Doğmamış yetimin hakkı haram olsun emi. Varsa yaradan sizin bildiği gibi yapsın. Böyle belediyenin de ta……


Gösterdiniz gene Fenerliliğinizi!!!!

Euro 2016’ya adayız uzun süredir. İnsanlar logo açıklanınca aday olduğumuzu sanıyor ama kazın ayağı öyle değil. Ve uzun bir süredir de hazırlıklar son sürat devam ediyor. UEFA finali bile bu çalışmaların bir parçasıydı.  Bu hafta logo tanıtımı bir nevi lansmana dönüştü ve uzun süredir kulislerde  konuşulan şehirler statlar açıklandı. Bu turnuva bizim nemize ve bize ne kazandıracak tamamen ayrı bir yazının konusu. Fakat hali hazırda ortada bir adaylık var. Dünya gözü ile bir şampiyonlar ligi finali, bir Avrupa şampiyonası, bir dünya kupası ve de bir olimpiyat izleme hayali olan ben eğer ki 2016 alınırsa biletlerimi herkesten önce alırım.Bu da beni çok heyecanlandırıyor. Düşünülen şehirler planlanan statlar açıklandı. Buna göre, EURO 2016 için İstanbul’da Atatürk Olimpiyat Stadı, üstü ve yanları kapatılarak çevresel düzenlemesiyle birlikte şampiyonaya hazır hale getirilecek. İnşaatına devam edilen Türk Telekom Arena da İstanbul’un bir diğer stadı olacak. Kayseri Kadir Has Stadı’nın yanı sıra İzmir, Konya, Antalya, Bursa, Eskişehir ve Ankara’da yapılacak yeni statlar da şampiyonaya hazır hale getirilecek.

Olay da tam bu noktada koptu ve sevgili Fenerbahçeliler çok sevdikleri statları niye açıklanan statlar arasında yok diye söylenmeye başladı. Bu konuşmalar gayet normaldi. Ben de Şeref Bey de bir İspanya Hollanda maçı olsun. Fakat bu işlerin bir konjukturu var. Kafanıza göre beni stadım niye yok diye ağlayamıyorsunuz. Turnuvanın ülke geneline yayılması hem turnuva heyecanını ülke geneline yaymayı hem de ülkenin her bölgesinin bu çok özel fırsattan yararlanmasını amaçlıyor. Ayrıca şehirlerdeki mevcut ulaşım olanakları çevresel faktörlerde seçimlerde etkili.

İşte burada dananın kuyruğu koptu ve Fenerbahçe yönetimi tarafından her zamanki ağlak ifadeleri ile bizim stadımız niye yok bağrışmaları başladı. Kim ne derse desin bir final oynanacaksa bu ne yazık ki olimpiyat stadında olacak bu stadı başımıza musallat ettiler ceremesini çekeceğiz mecbur. Diğer stat neresi olacak sorusu çok konuşuldu. Yeni stat projesi, konumu ve çevresinde yeterli alanların bulunması sebebiyle Şeref Bey bile Şükrü Saraçoğlu’ndan daha iyi özelliklere sahip.(Ama yeni stat yapıldıktan sonra gene başlamayın sevgili Fenerliler 50 yıllık stat diye). Ama devam eden inşaatı sebebiyle Türk Telekom Arena tercih edildi. Turnuva olsa da olmasa da yapılacak olan stat, elit stat seviyesinde olacak. Her ne kadar bizim için şu an iyi ulaşım imkanlarına sahip olmasa da yanından geçen çevre yolu ve metro projesi ile ulaşım sorunu da giderilecektir. Şükrü Saraçoğlu stadyum olarak evet güzeldir moderndir. Ama bu turnuvalarda stadın etrafında yaklaşık 40000m2 standlar, çadırlar, sponsorlar için yer olmalı. Mevcut Fenerbahçe yönetimi Kenan Evren Lisesini ele geçirmek hali hazırda bin bir türlü plan içerisinde zaten. Eğer ki Şükrü Saraçoğlu turnuva kapsamına alınırsa okulu ele geçirmek çok kolay olacak aynı anda çok eleştirilmeye başlanılan ve çok kuvvetli adaylar ile gelen Fenerbahçe mulafetini bastırmak için de kullanılacak. Gerçi hala neden bir taraftar stadı ile gurur duyar hala anlamam da. Sanki o stadda asrın takımını izlediler asrın kupalarını zaferlerini aldılar. Neyse efendim devam edelim. Biraz da Fenerbahçe yönetiminin açıklamalarından devam edelim

Organizasyona ev sahipliği yapacak şehir ve stadyumların, organizasyon komitesi tarafından belirlenmesinde hangi kriterler etkili olmuştur?  Stat ve şehir seçiminde dikkate alınan yegane kriter büyük oranda seçilen stat ve şehirlerin TFF Yönetim Kurulu Başkan ve Üyelerinin yaşadıkları şehirler olmaları mıdır?

En az seçilen şehirler kadar potansiyelleri olan Trabzon, Ş.Urfa, Diyarbakır gibi şehirler böyle bir organizasyon için ev sahipliği yapmaya neden layık görülmemiştir.? Bunun herkesçe kabul edilebilecek mantıklı bir izahı var mıdır? Bu iller, 2016’ya kadar hangi kriterleri sağlayamayacağı düşüncesiyle bu organizasyon çerçevesinde yer bulamamıştır?

Ey çok zeki Fenerbahçe yönetimi, Federasyon üyelerinin memleketlerinden kastınız İzmirli Özgener. Bursalı Kızıl ise sorarım size acaba bu ülkede çıkıp sokağa sorsanız bir organizasyon İstanbul dışında nerelerde yapılmalı diye Ankara’dan önce İzmir ve Bursa denir. İzmir Universiade yapmıştır 2005’de ve çok da başarılı olmuştur. Ayrıca Antalya ve Eskişehir’in şehir profilleri ve şehrin spora bakışı ortadadır. Bu şehirler hem truzim hem genç nüfus hem de ulaşım itibari ile ön plana çıkmaktadır. Kayseri Kadir Has’ı anlatma gerek yok. Şu an için kamera açısını saymazsak ülkedeki en iyi 3. Stattır. Ankara bu ülkenin başkenti ve en kalabalık 2. Şehridir. Ve İstanbul dan çok daha önce iyi bir stada gelişmesi gereken bir futbol kültürüne ihtiyacı vardır. Federasyon seçimlerinde en eleştirilecek unsur Konya’dır. Turnuva heyecanının ülke geneline yayılmasını sağlamak için Konya aday yapılamaz Ankara, Eskişehir Kayseri hattı mevcut iken, truzim sebebi ile aday yapılamaz, şehir profili ile aday yapılamaz. Hiçbir şekilde adaylığın açıklaması yoktur bana göre. Sevgili Fenerbahçe yönetimi neden Trabzon yok derken spor bakanı Faruk Özak’ı unutmakta mıdır?. Eğer kişiler üzerinden adaylıklar dönüyor ise final Trabzon’da oynanırdı. Evet bence de Trabzon hem yeni stat projesi hem şehir profili ile ev sahipliğini hak etmektedir. Ayrıca Lütfü Arıboğan’ın memleketi Adana da mevcut sebeplerden ötürü adaylık için tadından yenmez bir şehirdir. Urfa’da yeni yapılan stat olmasına rağmen bu stat UEFA kriterlerini karşılamada sorunlar yaşayabilir. Diyarbakır’ı seçmek ince bir çizgide yürümek aslında. Ülkenin provokasyona meyilli olması o bölge ile ilgili kafalarda soru işareti yaratmış olabilir. Aynı anda şunu da düşünmek lazımdır bu bölgeler yaklaşık 20-30 bin yabancı ağırlayacak Urfa’da, Diyarbakır’da hatta Konya ‘da bu potansiyeli karşılayacak altyapı yoktur ve bu altyapıyı kurmak ilerisi için olimpiyat stadı gibi ölü yatırım olması muhtemel.

Ve akıla çok gelmediğini düşündüğüm ayrıntı. 2016 da Ramazan bayramı haziran temmuz ayları içersine geliyor. Bu ülkede Ankara’da, Konya’da ramazanda yemek yiyenler dayak yiyor, tekeller basılıyor. Olası bir almanın bira içip yanlışlıkla işediği yerin kutsal olması ihtimalini hesaplayabiliyor musunuz? Ya da İtalyan bir kızın bikini ile güneşlendiği Konya’da cumadan çıkan cemaatin hıncına uğraması ihtimali. Biz yılbaşında taksimde kadınlara taciz edip artık avrupa birliğine girmedik mi diye bunun savunmasını yapan bir ülke değil miyiz? Düşündükçe korkuyorum aklıma geldikçe hesaplayamıyorum yaşanabilecekleri.

Neyse efendim gayet uzun bir yazı oldu. Fenerbahçe yönetiminin açıklamaları için tıklayınız. Esen kalın sevgili okuyucular.


Tarihin en iyi takımı


Team of the year…

Twince yilin takımı boyledir…

Iker-Evra,Puyol,Pique,Maicon-C.R, Xavi, İniesta, Gourcuff-Messi, Forlan

Forlan’ı hiç sevmem hatta nefret ederim ama adam atıyor arkadaş. Hem de KUN’un olduğu takımda. Yapacak bişi yok koyduk 11’e.

EPL’nin farkı gene ortada 8 kişi var 11’imde. 1 italya, 1 Fransa, 1 İngiltere…..

Oylamak isteyenler:

http://www1.uefa.com/fanzone/TeamOfTheYear/index.html


Peki nasıl oldu da gene o kaleye gitti top ?

3 stoper,4 bek, 2 defansif ortasaha,1 forvet yani bir nevi 3-6-1 gorunumlu 8-1-1 oynadı Beşiktaş. Topu kaleye uzak tutup, her şutta topun önüne geçen bir takım oldu ama oyunu çirkinleştirmedi. İlk yarı delinhonun kanadını finikuler hattı yapan Obertana bile sağlam bir tekme atıp, sindirmeye dahi çalışmadı takım. En son İngiltere’deki sindirmeme oyununda o hazin sonuç alınmıştı o ayrı mesele.

Toroman’ın değişikliği sırasında dahi oyuncuların aklı kenarda değil oynanan oyundaydı. Asla konsantrelerini bozmadılar ve korkmadılar. Elden daha fazlası gelebilir miydi evet. Ama Trabzon maçı ile Fener maçını aynı potada eritti takım.


Oyuna giren oyuncular dahil olmak üzere Beşiktaş’ın ortalama olarak alınan mevki dizilişi de yarı sahaya hapsolmuş oyunu 2. bölgede oynamaya çalıştığını gösteriyor bizlere. Aksine Man UTD’ye de baktığımızda Beşiktaş’ın tersine takım tamamiyle Beşiktaş yarı sahasında dizilmiş kendi yarı sahalarında neredeyse hiç bulunulmamış. Bunda Bobo’nun da sıkça geri gelmesinin payı var tabi ki. Peşlerine takılacakları bir hücumcu olmayınca Man UTD’li oyunculara sınırsız ileri çıkma hakkı verdi Beşiktaş.

Şutları incelediğimiz de ise M.U’nun attığı 27 şut tabiki dikkatleri çekiyor ama bunların coğu Off target. Savunmadan seken uzaktan dağa taşa giden şutlar. İlk yarı Obertan’ın sağdan getirdiği 2, son dakikalarda Rüştü’nün çıkardığı 2 şut dışında Barcelona karşısındaki Inter durumuna düşmedi takım.

Beşiktaş ise bir anadolu takımı hüviyetinde içlerine Ragıp kaçmış gibi 18 dışından şut denemeleri ve Fink’in plasesi ile akıllarda kaldı. Gayet tecrübeli ve sağlam defansın arasına kaçmak çok zor olacağı için ilk aşamada bu plan mantıklıydı ama en azından 2-3 yan top denemesi görmek isterdi bu gözler. Önemli olan galibiyetti ve alındı diyelim içimize Hikmet Karaman kaçmışcasına :).

Yedek denen M.U’ya karşı İ.Kaş, Köybaşı, Fink, Erhan, İnceman gibi sene başından bu yana istikrarlı bir şekilde oynamayan oyuncular çıktı Düşler Tiyatrosu’na. Tıpkı M.U’daki gibi. Eğer Obertan yedekse bu bizim değil ağzındaki sakızını yavşak yavşak çiğneyen Sir Alex Ferguson’undur :


Sislerin içinden Fenerim koşarak koşarak gel bana gell…..

 

En son Pancu kaleye geçtiğinde yaşamıştık bu hazzı. O günden sonra Sergen Alex kaleye geçip Fener bizi yenene kadar ezeli rekabet bitmiştir derken 4 yıl boyunca bir daha galibiyet göremeyeceğimizi bilse bu sözleri dermiydi acaba. Hakikaten acaba ezeli rekabet bitti mi bu adamlar bizi içerde dışıyor yeniyi lan!! demeye başlamıştı renkdaşlarım inceden.

Ta ki stada düşen sis gibi karmankarışık bir oyun ile cumartesi gecesi Fenerbahçe’yi ekarte eden takımı izleyene kadar.Peki sene başından bu yana istediğimiz takım bu takım mıydı? Ya da 4-2-3-1 dizilip 2.5 hücumcu ile sahaya çıkan kadro sene başından bu yana istediğimiz kadro muydı? En olmadı 3. golü atan Uğur yerine 8 milyonluk starımız Tabata oyuna dahil olmalı mıydı? Bu soruların hepsi Denizli’nin tercihlerinin tersi olmalıydı der spor kamuoyu ben dahil.

Kazanan haklıdır Denizli’nin tercihleri tuttu. Fink Alex’i finkledi, Ernst Emre’yi kitledi, Gulizar yoktu, Lugano’nun yürümeye mecali yotu,Kazım hırsına yenik düştü ve BOBO hücumda merkez oyuncu olarak yer aldı. Ama en önemli içine Sergio Ramos girmiş DELINHO GG’ü ne ileri çıkardı ne topa vurdurdu.(Bu benzetmeyi bir yerden çaldım ama hatırlamıyorum neresi :)) Bir kere ileri çıktı GG onda da Deliciğimin içine de Lugano giriverdi arkadan yükleniverdi.

Daum’un skoru değiştirmeye yönelik hamleleri de Guiza görünümlü Semih’in oyuna girmesi gibi sıradan oyuna tarzına etki etmeden sadece fitnessı 60 a düşen oyuncu değiştirme hamleleri gibi bayağı kaldı(FM cilere selam olsun).

Belki 5leri görecek maç Rıdvan’a göre rakibe saygıdan bana göre ne olur ne olmazdan olmadı. Ankaraspor dinlenmelerini yaşayan takımların maç ritimlerini kaybetmeleri miydi bize yarayan bizim maç ritmizi tutturmamız mı? Sorulara boğdum biliyorum ama hala nasıl yendiğimizi anlayamadım 🙂 Sanırım maça gitmemem etkili oldu ve içerde dışarda gittiğim Fenerbahçe maçlarında 0 galibiyet gören bu bünye,gitmediğim ve gidemediğim 2 kupa finalinde Fener’e tv karşısında atılan 7 golü zevkle izledi.

Bir süre ekran başında destek vereceğim takıma hd kalitesi ile 🙂


Haftanın Pankartları

fb gs koreo

3h9

Bursaspor - Istanbul BB (18)

Klasikleşen derbi maraton kareografilerinden, Eskişehir’in kendini gösterme çabası(bunun maytaplısı var bir de), Bursalıların gazeteci döven başkanlarına verdiği destek!!!