twi'nce


Category Archive

The following is a list of all entries from the basketbol category.

Basketbol federasyonu oyun yönetmeliği

Madde 1. Her oyuncu maça kendi takımının forması ile çıkmak zorundadır.

Madde 2. Her oyuncu maça üzerinde isminin yazdığı forma ile çıkar.

Madde 3. Her oyuncunun forma numarası ve ismi takım görevlileri tarafından lisanslar ile belgelenmelidir.

Madde 4. Bu denetimlerin gerçekleşmesi için parmak izi aslan pençesi kontrolü yapılmalıdır.

Madde 5. Eğer ki bu denetimlerden hakemlerin gözetiminde geçilip farklı lisanslar farklı oyuncular oynatılırsa bu akımın özendirilmesi amacı ile sadece oyuncunun oynadığı maç hükmen mağlup sayılır. Yapılan yüz kızartıcı eylem cezalandırılacağına eyleme maruz kalan oyuncular cezalandırılır. Spor hayatları bitirilir.

Madde 6. Bu yüz kızartıcı eylemi yapan takım hiçbir şey olmamış gibi maçlarını yapmaya devam eder ne de olsa alışkınızdır. (bknz 92 93 sezonu)


Akatlarda bir cumartesi

Programım çok yoğundu önce santral istanbul’a gidecek ardından Fati Abi’de traş olacak günün finalinde ise Esmamla buluşacaktım. Basket maçını fark ettiğimde santral istanbul civarlarındaydım. Tırt seminerlere sıranın gelmesini fırsat bilerek kendimi taksim servisine attım. Gerek serviste gerek ise okulda yaşadığım deneyimlerimi başka bir yazıda anlatayım. Ama ülkedeki Iphone’un %20si Bilgi’de sanırım o ayrı mesele 🙂

Akatlara geldiğimde maç henüz başlamıştı. Ve bu seneki izlediğim maçların hepsinde olduğu gibi ilk periyor oyunu Baxter’ın üstüne yıkmakla meşgulük. Hem dirençli hem fiziğine göre gayet atlet olan Baxter. Sanki bizim S. Marion’umuz “Matrix”‘imiz  gibi geliyor bana. Engin ya da Chatman ile topu bir şekilde pota altında ya da fast break de Baxter ile buluşturup hızlı skor yapmak önceğimizi oluşturmuş durumda. Baxter’ın yoğun tempoya çok dayanamayıp 2. periyotta kenara gelmesi ile oyun karakterimizi değişiyor bu seferde Chatman ve Engin ile sürekli içeri penetre eden yakalarsa Cevher ve Haluk ile dış atışlara kasan daha komplike bir takım halini alıyoruz. Dün ilk periyot kafa kafaya gitsede. Net bir şekilde kadro kalitesi ile aldık maçı denebilir. Kepez’in 2. lig seviyesindeki oyun kurucuları ve uzunları ile bize dayanması zaten beklenemezdi. Ama takım o kadar efektif bir oyun sergilediki dün kim olsa maç yüzü geçerdi diyebilirim. Skor 12 oyuncuya paylaşıldı. Arın dahi attı o derece yani hatta ve hatta 100. sayıyı attı 🙂

Şut tercihleri olsun topu paylaşım olsun ekstra paslar olsun dün oldukça tatmin etti beni takım. Bu sene kendi elimiz ile verdiğimiz maçlar dahil olmak üzere takım beni mutlu etmekte. Sayı atan hücumu düşünen geri koşan bir takım var sahada. Engin ‘den sonra bu kadar dinamik bir takım görmek açıkçası beni memnun ediyor. Ama benchin zayıf ve Baxter,Chatman dışındaki yabancıların kalibresiz olması devre arası 2-3 numara oynayabilecek bir yabancı ve iyi bir uzun ile takımın takviyesini gerektirmekte.

Engin için ayrı pragraf açmak gerekiyor birde . Dün çok çok iyiydi. Galibiyeti Engin getirdi diyebilirim. Oyun kurucun ne kadar iyiyse o kadar iyisindir denir hep. Engin ile Chatman Muratcan takviyesi ile daha da büyüyecek bir kısalar çetesi haline gelicek.  Bu üçlüyü en azından 10-15 dakika parkelerde görmek ister deli gönül 🙂

Taraftarın da izlemekten zevk alacağı bir takım halibe geliyoruz yavaş yavaş. 2005-2006 daki Akatlarruhu geri gelir mi bilemiyoruma ama o bende o ruh geri geldi bunu biliyorum….


Güle güle I3

Ortaokul yıllarımda bana basketbolu sevdiren, toronto serisini daha dün gibi hatırlamama sebep olan, yüzük göremeden bu ligden giden en büyük oyunculardan biri olan the Answer…Good Bye….


Şaibe=Galatasaray pardon cafe crown!!!!

Bu çakması

Bu orjinali

 

GS Cafe Crown, hazırlık maçlarında cezalı Cemal Nalga’yı Tufan Ersöz formasıyla oynatmış. Küme düşme gelir mi? Federasyon adamsa gelir…..

 

 


Madalyanın rengi teneke grisi

{35394CA8-7C43-46F7-B252-5ACF8E2255B2}flexible

İspanya ve Sırbistan maçlarından sonra madalyanın rengi ne olur demiştik lafımızı da bir güzel  yedik. Slovenya maçında yenilmek belki stresi boşaltmak için hataları daha iyi görmek için (malum kazanan daima haklıdır) faydalı olmuştu. O gün eşleşmelerden bir haber arkadaşlarımla maçı izlerken çaprazdan Yunanistan gelmesinde kim gelirse gelsin demiştim. Eve gidip Yunanistanlı yolu seçtiğimizi farkedince yıkılmıştım kelimenin tam anlamı ile fekat 12 Adam’a güvenimiz sonsuzdu. Bu maçta kaşar boksörler gibi ağır ağır dövüştük hep gardımızı almaya çalıştık yıkılmadık yıkmaya da çalışmadık. 3. periyotta Ersan ve Hedo yu dinlendirip 4. periyodu sürkilase etme planı gayet iyiydi. Kerem,Ersan ve Hedo işleri devraldığı zaman kimsenin tutamayacağı bir hücum gücü oluyor elimizde. Drive edebilen, içerden sırtı dönük ya da dışarda el üstü atabilen top sürüp asist yapabilen bu üç adam iyi olduğu zaman Keita,Elano, Arda etkisi yaratıyor takımda. 7-0 ‘lık seriyi yemeden herşey mükemmeldi Hedo kaptan gibi sorumluluğu aldı. sayıları attı. Ama son toplara kullanmaya yaklaşınca önce gereksiz fazla topu sürüp manşetlere isim yazdırmaya kalktı(2001 hırvatistan almanya maçlarında tersi olup kahraman olmuştu). Uzatmaya götüren hücumda Ender Slovenya maçında yaptığını yapmadı Yugoslav mantelitesini bırakıp riske atmadı hücümu tek başına gitti attı geldi. Ama uzatmalarda bu kadar dağınık oynamaya hakkınız yoktu çocuklar. Ezdiğiniz İspanya Sırbistan yarı finalde( final oynarlarsa hele kafayı yeriz sanırım).

{7CD7DEB3-D141-48EF-8869-9030125B6050}flexible

(Ömer Aşık faul atmayı öğren  %20 ile faul mü atılır…)

Artık hedef 2010!!!!

turkey


ON İKİ ADAM!!

13_14

Turnuva starımız Ömer Aşık’ın 10 da 1 kaldığı, takım kaptanının sakat oynayıp neredeyse hiç skora katkı yapmadığı bir maçta bizi her zaman yenmiş olmanın verdiği psikolojik ustunluğe sahip olan Sırbistan’a karşı  uzatmalarda sayı attırmadan galip gelmek muazzam. Moral takımıyız futbol, basketbol, voleybol vs vs vs bireyselliğin takım oyununu beslediği sporlarda bir spor kültürümüzün olmaması bize ani başarılar yaşatıyor turnuvalarda daima. 2001’de final oynayıp İndianapolis’te dökülen, 2006 da Japonya’da bizi çoşturup,gururlandırıp 2007’de dökülen bu adamlar değiller mi? 2002 dünya kupasının 3.’sü olup ondan sonraki 2 turnuvaya katılmadan 2008’de yarı final gören ve muhtamelen de 2010’da olmayacak olan da bu adamların ayaktopu oynayan versiyonları.

13_13

Takımda Bülen Uygun havası hakim bizim hedefimiz önümüze çıkan maçı kazanmak final demiyoruz anlayışı var. 2001 de Doğan Hakyemez final,final, final diyip durmuştu ve finale erişmiştik ama olmamıştı. Bu sefer artık madalyaya kesin gözle bakıyoruz ama rengini kestiremiyor kimse….

13_11

Benim dikkatimi en çok çeken maçın ardından Kerem Tunçeri’nin Hidayet Türkoğlu açıklamasıydı. “Sakat sakat oynadı biraz da formsuz ama onun sahada olması bize güven veriyor” Budur….