twi'nce



Çocukluğumun Beşiktaşı

İlkokuldayım. Ders araları öğle araları köy okulunun bahçesinde yüzümüz gözümüz tozdan görünmeyecek kadar top oynuyoruz. Biri Prekazi oluyor biri Aykut, biri Şifo, biri Oğuz, biri Tanju. Ben Metin hep Metin. 11 numaralı forması ile sağ kanattan gidiyor, gidiyor, gidemiyor ulan gidemiyor. Düztaban Metin mi olur. Ayağımda ortapedik ayakkabılar. Olmuyor aldırıyorum beyaz bir çift letoon spor ayakkabı. Altı süngerli. O zamanlar Klinsman’ın kramponunu görmüşüm altı çivili. Öyle bizimkilerin giydiği gibi değil. Diyorum acaba birşeyler mi çaksam altına. Kafa çalışmıyor ki yere basınca o çaktıklarım ayağıma girecek.

Okumayı susam sokağı sağolsun okula gitmeden öğrendik. E akşam üstü yapacak birley de yok. Akşam spor haberlerinde görmüşüm Koch dizmiş konileri arasından geçiyor Madida, Rıza, Şifo. Kumdan konileri dizip aralarından ani hareketlerle geçiyorum. Antenman yapıcam sözde. Okuldakiler gibi oynayacam. Yok olmuyor. O top ayağıma yakışmıyor bir türlü. Büyük geliyor ayağıma. Okuldakiler 30-40’a kadar saydırıyor ben 5 te kalıyorum. O zaman anlıyorum olmayacak Bekir diyorum. Yapacak birşey yok. Ekran başına dönüyorum artık. 93-94 bulanık yıllar. Gazetelerde hergün yayınlar ile ilgili haberler. Her kanal ihale bende diyor. Şansal ayrı çıkıyor İlker Yasin ayrı çıkıyor herakşam ekrana. (Yoksa o yıllar 95 miydi bak karıştı iyice).94-95 Daum var. Bir Alman. Kolej takımı yılları geride kalmış disiplin var artık dillerde. Benimse aklımda Auman var. Şansımı bir süre kalede deniyorum. Şapkamı takıp Auman Auman diyip ordan oraya atlıyorum. Gene olmuyor tabiki. Bana kalan bu sefer çatlak kollar.

Benim çocukluğumun Pascal Nouması Amokachidir.Radikal gazetesi kurulmuş. Reklamları dönüyor. O radikaldi bu radikaldi. Amacını anlamıyorum. Sonra futbolcu yapbozları vermeye başlıyor. Daniel’inkini almışım. Sürekli yapıp bozuyorum tabiki. Aynı anda Radikal ilk bilgisayar dergilerinden olan PC dergisini veriyor. Doom’u ilk o zamanlar görmüşüm. 95-96 Fenerbahçe şampiyon. O zamanlar da gündem değiştirmeleri moda. Oğuz, Aykut gönderiliyor. Koca yaz bunlarla geçiyor. Galatasaray’a milli takımın 1. adamı terim, Beşiktaş’a milli takımın 2. adamı geliyor. O sıralar evde Galatasaray flaması buluyorum. Korkuyorum yoksa diyorum aklım başımda değilken.. Yok yok diyorum. Olamaz. Babam yalandan fenerli, annem o sıralar aklında sadece girdiğimiz kooperatiften başka birşey olduğunu düşünmüyorum. Babamın arkadaşları geliyor eve. Bonservismi istiyorlar gitmiyorum başka takıma sana şunu alalım bunu alalım. Yok diyorum olmaz. Babam bana Sümerbank’tan alır. Memur çocukları bilir devlet bize hersene Sümerbank tan alışveriş hakkı verirdi. İzmir’deki Sümerbank efsane, inanılmaz. Oyuncak katı var yürüyen merdiven var. Var oğlu var işte. Orda arıyorum siyah beyaz ne olursa. Bulamıyorum yok yok yok. Gözlerden yaşlar geliyor. Sonra önümde bir Ninja Kaplumbağlar figürü. Hasbro olması lazım. Yani orjinal. Bir de manuel baskı makinası. Üstten yazıyorum tuşa basıyorum kağıda yazdıklarım basılmış halde geliyor. Forma çiziyorum orda. Bantlı, baklavalı, çubuklu her türlü. Arkasında Madida, Kuntz, Ertuğrul yazıyor. Ertuğrul Galatasaray’ın 90 milyarlık teklifini reddetmiş,65 milyara bize imza atmış. Cüzadanımda resmini taşıyorum. Ama o yıllar hüsranlı devam ediyor. Galatasaray İstanbulspor maçı 10 dakika uzatma oynanıyor, o maçta Arif 1 metre çapında hiçbir oyuncu olmamasına rağmen kendini yere bırakıyor penaltı.. Bu sene de hüsran olacak belli.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: