twi'nce


Y.D.

Güç karanlık tarafa doğru gidiyor.Seçimden beklentim %65 Y.D.

Reklamlar

Nettin Nani!!

Artiz mi ne artiz artiz ne arar burda….

Arsenalden taraftartan belki de giden Ronaldo’dan hıncını çıkardı bugün. Hala nasıl o denge ve esneklikle yapti o golü anlayamıyorum…


Sen de mi Bülent Çağlar!!!!

Yıldırım Demirören, başkan olarak geride bıraktığı 6 sezonda hatalı transferler yaptı, yanlış demeçler verdi, harcamalarıyla kulübü bir bilinmeze sürükledi… Deneyimsizdi, yönetici tercihlerinde hata yapıyordu, fevri hareket ediyordu… Ta ki kısa bir süre öncesine kadar… 2004’ten 2009’a gelindiğinde geçmişteki hatalarından ders çıkarmaya başladı Başkan! Artık daha tecrübeli… Beşiktaş, sezonu şampiyon olarak tamamladı. Çifte kupalı şampiyon, transfer döneminin ilk bölümünü de şampiyon olarak tamamladı. İsmail Köybaşı, Nihat Kahveci, Ferrari ve Rıdvan Şimşek için 15,5 milyon avro bonservis ödendi. Buna karşılık kadrodan gönderilen hiçbir futbolcudan tek kuruş kazanılmadı. Kazanmayı bırakın, bu futbolcuları göndermek için neredeyse transfere harcanan para kadar tazminat ödendi… Borçlar geldi 200 milyon TL sınırına dayandı. Gerçekten de yapılan işler, Yıldırım Demirören açısından çok zekice… Çünkü 2010’da kongre var. Son yıllarda yapılan anlaşmalar da genellikle 2010 sonrası ödemeleri kapsıyor. Yeni gelecek başkan ve yönetim, Demirören’in transfer ettiği futbolcuların bonservislerini de ödemek zorunda kalacak. Hem de epey kabarık fiyatlarla… Bu sayede başkanın karşısına çıkmaya kimse cesaret edemeyecek, birileri çıktığında, başkan alacaklarını gündeme getirecek… Bunun sinyallerini Baba Erdoğan Demirören, son mali kongrede vermişti. Seçime yönelik bu geri püskürtme politikasını takdire şayan buluyoruz… Ama unutulmaması gereken bir şey var, tarihinin hiçbir döneminde bu kadar borca bulanmamış Beşiktaş’ın 2010 kongresi, 2007’deki şartlarda gerçekleşmez…


Ben sana geri dönemezsin demedim #2

Ama abisi tulum Honda/BMW, araba Sauber-Petronas olmamış mı? Kim der adam Mercedes de diye….


Karlı Denizli

Hani Ballı Denizli derler ya karlı denizli artık o. Belalımız topbaşspor İBB karşısında gene umudum yoktu ama hava yetişti imdadımıza.  Gerçi bugün GS maçı için öğleden itibaren yapılan çalışmaları görünce dün yağan kara rağmen hiçbir hazırlık yapılmaması sanki bizim de maçı oynamamak istemediğimiz konusunda kıllandırdı beni.


Çocukluğumun Beşiktaşı

İlkokuldayım. Ders araları öğle araları köy okulunun bahçesinde yüzümüz gözümüz tozdan görünmeyecek kadar top oynuyoruz. Biri Prekazi oluyor biri Aykut, biri Şifo, biri Oğuz, biri Tanju. Ben Metin hep Metin. 11 numaralı forması ile sağ kanattan gidiyor, gidiyor, gidemiyor ulan gidemiyor. Düztaban Metin mi olur. Ayağımda ortapedik ayakkabılar. Olmuyor aldırıyorum beyaz bir çift letoon spor ayakkabı. Altı süngerli. O zamanlar Klinsman’ın kramponunu görmüşüm altı çivili. Öyle bizimkilerin giydiği gibi değil. Diyorum acaba birşeyler mi çaksam altına. Kafa çalışmıyor ki yere basınca o çaktıklarım ayağıma girecek.

Okumayı susam sokağı sağolsun okula gitmeden öğrendik. E akşam üstü yapacak birley de yok. Akşam spor haberlerinde görmüşüm Koch dizmiş konileri arasından geçiyor Madida, Rıza, Şifo. Kumdan konileri dizip aralarından ani hareketlerle geçiyorum. Antenman yapıcam sözde. Okuldakiler gibi oynayacam. Yok olmuyor. O top ayağıma yakışmıyor bir türlü. Büyük geliyor ayağıma. Okuldakiler 30-40’a kadar saydırıyor ben 5 te kalıyorum. O zaman anlıyorum olmayacak Bekir diyorum. Yapacak birşey yok. Ekran başına dönüyorum artık. 93-94 bulanık yıllar. Gazetelerde hergün yayınlar ile ilgili haberler. Her kanal ihale bende diyor. Şansal ayrı çıkıyor İlker Yasin ayrı çıkıyor herakşam ekrana. (Yoksa o yıllar 95 miydi bak karıştı iyice).94-95 Daum var. Bir Alman. Kolej takımı yılları geride kalmış disiplin var artık dillerde. Benimse aklımda Auman var. Şansımı bir süre kalede deniyorum. Şapkamı takıp Auman Auman diyip ordan oraya atlıyorum. Gene olmuyor tabiki. Bana kalan bu sefer çatlak kollar.

Benim çocukluğumun Pascal Nouması Amokachidir.Radikal gazetesi kurulmuş. Reklamları dönüyor. O radikaldi bu radikaldi. Amacını anlamıyorum. Sonra futbolcu yapbozları vermeye başlıyor. Daniel’inkini almışım. Sürekli yapıp bozuyorum tabiki. Aynı anda Radikal ilk bilgisayar dergilerinden olan PC dergisini veriyor. Doom’u ilk o zamanlar görmüşüm. 95-96 Fenerbahçe şampiyon. O zamanlar da gündem değiştirmeleri moda. Oğuz, Aykut gönderiliyor. Koca yaz bunlarla geçiyor. Galatasaray’a milli takımın 1. adamı terim, Beşiktaş’a milli takımın 2. adamı geliyor. O sıralar evde Galatasaray flaması buluyorum. Korkuyorum yoksa diyorum aklım başımda değilken.. Yok yok diyorum. Olamaz. Babam yalandan fenerli, annem o sıralar aklında sadece girdiğimiz kooperatiften başka birşey olduğunu düşünmüyorum. Babamın arkadaşları geliyor eve. Bonservismi istiyorlar gitmiyorum başka takıma sana şunu alalım bunu alalım. Yok diyorum olmaz. Babam bana Sümerbank’tan alır. Memur çocukları bilir devlet bize hersene Sümerbank tan alışveriş hakkı verirdi. İzmir’deki Sümerbank efsane, inanılmaz. Oyuncak katı var yürüyen merdiven var. Var oğlu var işte. Orda arıyorum siyah beyaz ne olursa. Bulamıyorum yok yok yok. Gözlerden yaşlar geliyor. Sonra önümde bir Ninja Kaplumbağlar figürü. Hasbro olması lazım. Yani orjinal. Bir de manuel baskı makinası. Üstten yazıyorum tuşa basıyorum kağıda yazdıklarım basılmış halde geliyor. Forma çiziyorum orda. Bantlı, baklavalı, çubuklu her türlü. Arkasında Madida, Kuntz, Ertuğrul yazıyor. Ertuğrul Galatasaray’ın 90 milyarlık teklifini reddetmiş,65 milyara bize imza atmış. Cüzadanımda resmini taşıyorum. Ama o yıllar hüsranlı devam ediyor. Galatasaray İstanbulspor maçı 10 dakika uzatma oynanıyor, o maçta Arif 1 metre çapında hiçbir oyuncu olmamasına rağmen kendini yere bırakıyor penaltı.. Bu sene de hüsran olacak belli.


Cisco, cisco partizani

Aylar önce almam gereken sertifikama kavuştum sonunda. Hakikaten herkesin dediği gibi korkulacak bir sınav değil CCNA sınavı. Evet sınavları ezberleyip girmek bir yöntem ama bu insana ne katar tartışılır. Ha bunu diyip sınavlara bakmadım mı tabiki baktım ama konuları hatırlamak için uzun bir süredir çalışmaktaydım da. Pass4Sure( 8.14 olması lazım) ve Testinside 11.72 sürümleri gayet güncel sürümler. Gelen 48 sorudan rahat 30 u daha önce çözdüğüm tiptendi. Lab olarak da Nat,RIP2 geldi ki en çok tırstığım lablardan olan NAT gayet kolaydı. 2 interface e nat tanımlayıp pool atayınca olay tamamlandı.Bu konularla alakasız arkadaşlar bu ne lan diyecek ama eğer bu satırları okuyorsanız modeminiz NAT yapıyor servis sağlayacınız bir yerlerde RIP yapıyordur 🙂


Seçime 1-2

Takımın yaklaşık 2 aydır resmi maçlarda galibiyet alamaması seçim basınına iyi gaz verdi. Ama hala beklediğim rüzgarlar esmiyor Beşiktaş’ta. Ya iki tarafta çok güveniyor kendisine ya da seçim günü havalarda uçacak sandalyeleri hesaplamaya başladılar. Murat Aksu Yıldırım’dan önce dernekleri gezip seçmen tabanını ziyaretlere başladı. Ben hala ilk çıkşı gibi bir basın toplantısı düzenleyip taraftarın da başkanı olması imajını yaratması gerektiğini düşünüyorum. Gerçi gerek sosyal medyada gerekse bloglar aracılığı ile tabanda şimdiye kadar gormediğimiz pazarlama hamleleri yapıyorlar. Burda da en azından bir ajansla anlaşıldığını düşünüyorum. Ve bakkal değil market olma ufuğunu gösteriyorlar bize.

Peki Aksu Beşiktaş’ın başkanı olabilir mi? Her ne kadar siyasi kimliği olsa da bir hukukçu olması ya da şöyle diyim bir üniversite bitirebilmiş olması(bknz:Biz okulu kazanmayız okul kazanırız) daha mantıklı bir Beşiktaş hayali ile umutlandırıyor beni.  Gerçi Aksu’nun da off the record kumar sorunu olduğunu duyuyoruz kimi yerlerden. Peki ne değişebilir Aksu gelince. Aksu yeni bir isim değil sonuçta camiada. Yıldırım Demirören’in neredeyse bütün yanlışlarında yanındaydı. O yüzden sütten çıkmış ak kaşık değildir. Kulübü kendine borçlandırarak iktidarını devam ettirme stratejisi güden Yıldırım’ın boyunduruğundan kurtarması için istiyorum gelmesini sadece.

İşin Yıldırım tarafı ise, seçime siyaset bulaşıyor ağlamaları ile gündeme geldi. Şu şekilde bir örnek vereyim yurt dışındaki bir kongre üyesi kulüp AKPcilere kalacak diye oy kullanmaya gelicem diyebiliyor. İşin AKP kısmından seçim stratejisi sürdürülüyor. Bundan 6 ay önce SHP ve CHP ile siyasette genel başkan yardımcılığı, dış işleri bakanlığı gibi hizmetleri olmuş Hikmet Çetin’i başkan olarak görmek isteyen bir camia varken şimdi Aksu’nun adaylığı kafalarda soru işaretleri oluşturuyor.

Aksu’nun gerek cemiyet hayatından gerek bürokrasiden gerekse yöneticiler arasından oluşturduğu liste şimdilik güçlü gibi gözükmekte. Fakat(en azından benim bildiğim kadarı ile) spor camiasında çok bulunmamış tecrübesiz aynı zamanda yıpranmamaış kişiler. Yıldırım Demirören ise Ertunç Soğancıoğlu, Kenan Öner, Bülent Deriş, Mario Berk’ten oluşan A takımını yeni isimler ile güçlendireceğe benziyor. Merakla bekliyoruz bizde bu sefer ya batacaz ya çıkacaz sanırım….


Yeter uLan Yeter!!!!

“Seçimi kaybetseydim bile bu alacağımı uzun vadeye yayacaktım. Ancak karşı taraf eleştirilerinde belden aşağı vurunca bu kararımı değiştirdim.  Eğer kaybedersem ertesi gün alacağımı isterim”

Ben de kaybettiğimiz yılları istiyorum onları bana geri verebilecek misin?


Ezeltesi Ezelşembe mi oluyor?

Dün Ihalenin arasında kaynadı Ezel. Ay Yapım ödemelerden dolayı ATV ile anlaştı. Sonrasında yalanlansa da bu haber resmilik kazandı. Benim bloga taşıma sebebim ise içerden aldığım haberler:)

Dizi ATV’ye geçince gün de değiştiriyormuş. Perşembe gününe Aşk-ı Memnu ile Vadinin karşısına koyacklar diziyi. Zaten Aşk-ı Memnu izleyen kızlar işin Kenan ve Cansu yönünden Ezel’i Vadi izleyen erkekler ise işin Kenan,Dayı ve kurgu yönünden Ezel’i izliyordu. Bu çakışma sonucunda kim galip çıkacak merakla bekliyoruz. Benim oyum Ezel’e efenim.