twi'nce


Güle güle I3

Ortaokul yıllarımda bana basketbolu sevdiren, toronto serisini daha dün gibi hatırlamama sebep olan, yüzük göremeden bu ligden giden en büyük oyunculardan biri olan the Answer…Good Bye….


20000’i devirdik yetmedi dahası var…..


Peki nasıl oldu da gene o kaleye gitti top ?

3 stoper,4 bek, 2 defansif ortasaha,1 forvet yani bir nevi 3-6-1 gorunumlu 8-1-1 oynadı Beşiktaş. Topu kaleye uzak tutup, her şutta topun önüne geçen bir takım oldu ama oyunu çirkinleştirmedi. İlk yarı delinhonun kanadını finikuler hattı yapan Obertana bile sağlam bir tekme atıp, sindirmeye dahi çalışmadı takım. En son İngiltere’deki sindirmeme oyununda o hazin sonuç alınmıştı o ayrı mesele.

Toroman’ın değişikliği sırasında dahi oyuncuların aklı kenarda değil oynanan oyundaydı. Asla konsantrelerini bozmadılar ve korkmadılar. Elden daha fazlası gelebilir miydi evet. Ama Trabzon maçı ile Fener maçını aynı potada eritti takım.


Oyuna giren oyuncular dahil olmak üzere Beşiktaş’ın ortalama olarak alınan mevki dizilişi de yarı sahaya hapsolmuş oyunu 2. bölgede oynamaya çalıştığını gösteriyor bizlere. Aksine Man UTD’ye de baktığımızda Beşiktaş’ın tersine takım tamamiyle Beşiktaş yarı sahasında dizilmiş kendi yarı sahalarında neredeyse hiç bulunulmamış. Bunda Bobo’nun da sıkça geri gelmesinin payı var tabi ki. Peşlerine takılacakları bir hücumcu olmayınca Man UTD’li oyunculara sınırsız ileri çıkma hakkı verdi Beşiktaş.

Şutları incelediğimiz de ise M.U’nun attığı 27 şut tabiki dikkatleri çekiyor ama bunların coğu Off target. Savunmadan seken uzaktan dağa taşa giden şutlar. İlk yarı Obertan’ın sağdan getirdiği 2, son dakikalarda Rüştü’nün çıkardığı 2 şut dışında Barcelona karşısındaki Inter durumuna düşmedi takım.

Beşiktaş ise bir anadolu takımı hüviyetinde içlerine Ragıp kaçmış gibi 18 dışından şut denemeleri ve Fink’in plasesi ile akıllarda kaldı. Gayet tecrübeli ve sağlam defansın arasına kaçmak çok zor olacağı için ilk aşamada bu plan mantıklıydı ama en azından 2-3 yan top denemesi görmek isterdi bu gözler. Önemli olan galibiyetti ve alındı diyelim içimize Hikmet Karaman kaçmışcasına :).

Yedek denen M.U’ya karşı İ.Kaş, Köybaşı, Fink, Erhan, İnceman gibi sene başından bu yana istikrarlı bir şekilde oynamayan oyuncular çıktı Düşler Tiyatrosu’na. Tıpkı M.U’daki gibi. Eğer Obertan yedekse bu bizim değil ağzındaki sakızını yavşak yavşak çiğneyen Sir Alex Ferguson’undur :


sensin yedek…..

Foster, Neville, Wes Brown, Anderson, Ji-Sung Park, Vidic, Obertan, Partice Evra, Michael Owen, Michael Carrick’tan oluşan Manchester United’ı; İsmail, İbrahim Kaş, Uğur İnceman, Erhan Güven, Batuhan Karadeniz’den kurulu yedek oyuncularımızla Old Trafford’da mağlup etmeyi başardık.

 

 

ekşibeşiktaş……


Sislerin içinden Fenerim koşarak koşarak gel bana gell…..

 

En son Pancu kaleye geçtiğinde yaşamıştık bu hazzı. O günden sonra Sergen Alex kaleye geçip Fener bizi yenene kadar ezeli rekabet bitmiştir derken 4 yıl boyunca bir daha galibiyet göremeyeceğimizi bilse bu sözleri dermiydi acaba. Hakikaten acaba ezeli rekabet bitti mi bu adamlar bizi içerde dışıyor yeniyi lan!! demeye başlamıştı renkdaşlarım inceden.

Ta ki stada düşen sis gibi karmankarışık bir oyun ile cumartesi gecesi Fenerbahçe’yi ekarte eden takımı izleyene kadar.Peki sene başından bu yana istediğimiz takım bu takım mıydı? Ya da 4-2-3-1 dizilip 2.5 hücumcu ile sahaya çıkan kadro sene başından bu yana istediğimiz kadro muydı? En olmadı 3. golü atan Uğur yerine 8 milyonluk starımız Tabata oyuna dahil olmalı mıydı? Bu soruların hepsi Denizli’nin tercihlerinin tersi olmalıydı der spor kamuoyu ben dahil.

Kazanan haklıdır Denizli’nin tercihleri tuttu. Fink Alex’i finkledi, Ernst Emre’yi kitledi, Gulizar yoktu, Lugano’nun yürümeye mecali yotu,Kazım hırsına yenik düştü ve BOBO hücumda merkez oyuncu olarak yer aldı. Ama en önemli içine Sergio Ramos girmiş DELINHO GG’ü ne ileri çıkardı ne topa vurdurdu.(Bu benzetmeyi bir yerden çaldım ama hatırlamıyorum neresi :)) Bir kere ileri çıktı GG onda da Deliciğimin içine de Lugano giriverdi arkadan yükleniverdi.

Daum’un skoru değiştirmeye yönelik hamleleri de Guiza görünümlü Semih’in oyuna girmesi gibi sıradan oyuna tarzına etki etmeden sadece fitnessı 60 a düşen oyuncu değiştirme hamleleri gibi bayağı kaldı(FM cilere selam olsun).

Belki 5leri görecek maç Rıdvan’a göre rakibe saygıdan bana göre ne olur ne olmazdan olmadı. Ankaraspor dinlenmelerini yaşayan takımların maç ritimlerini kaybetmeleri miydi bize yarayan bizim maç ritmizi tutturmamız mı? Sorulara boğdum biliyorum ama hala nasıl yendiğimizi anlayamadım 🙂 Sanırım maça gitmemem etkili oldu ve içerde dışarda gittiğim Fenerbahçe maçlarında 0 galibiyet gören bu bünye,gitmediğim ve gidemediğim 2 kupa finalinde Fener’e tv karşısında atılan 7 golü zevkle izledi.

Bir süre ekran başında destek vereceğim takıma hd kalitesi ile 🙂


armayı da geçtim allah aşkına….

bitirin ulan şu 4 yıllık hasreti…..


Şaibe=Galatasaray pardon cafe crown!!!!

Bu çakması

Bu orjinali

 

GS Cafe Crown, hazırlık maçlarında cezalı Cemal Nalga’yı Tufan Ersöz formasıyla oynatmış. Küme düşme gelir mi? Federasyon adamsa gelir…..

 

 


Y1D1 virüsü

Y1D1 virüsünün başlangıcı tribün yolu ile kanalize edilen S1B1 salgını ile başladı. S1B1 salgınını yayan bügün ABİ’ler olarak adlandırılan özellikle yurt dışı deplasmanlarında görülen antikor arkadaşlardı. Bu antikorlar vücuda giren zayıflatılmış virüslerdi. Hastalıklara(muhalefet) karşı direnç göstermekte 1 mglık amoklavin etkisi gösterdiler. Bu süre zarfında bir tribün sevdası şeklinde yayılan 25 senelik faydalı organizma dış etmenler (yazılı görsel basın, internet) yüzünden form değiştirerek amip vari bir bölünme aynı zamanda çoğalma yaşadı. Çevresindekileri yutmaya çalışan bu organizma gittikçe büyümekte ve kangren halini almaya yaklaşmaktaydı. Birgün bu organizmanın vücuttan çıkarılacağı haberini aldık hem de kendi arzusu ile. Son zamanlarında yarar/ziyan arasında giden varlığın ayrılmasına alışamadık. Geri istedik. Belki de uyuşturucu gibiydi. Hem zararlı hem keyifli hem vazgeçilen hem vazgeçilmeyen. Sonra damarlarımıza geri enjekte ettik. Bu sırada kombine satışları arttı. Y1D1 virüsü bu süre zarfında başarısını devam ettirip bünyeyi gittikçe çökertmekte, yaşattığı hastalıkların tedavisi ödenemez boyutlara gelmekte vücuda başka hiç bir virüsü de almamaktaydı.

Y1D1 salgınına baş göstermeye kalktı o hem faydalı hem zararlı organizma. Ama doktorlar tarafından tedavi anında yapıldı. Karagumrukovin serumu ile vücut ayağa kalkmaya kalkarken gene düşürüldü. Ama bu serumda organizmamızı düşüremedi. Y1D1 salgınını acaba biter mi derken doktorlar vücudu check-up a soktu ve zararla/yararlı organizmamızı vücüttan ameliyatle çekip aldı.

Tribünde, deplasmanda, panelde vs vs heryerde yanlarında olduğumuz arkadaşlar, abiler vücüttan çekilip alındı. Artık Y1D1 salgını can almaya başladı.

Aşı olmayın aşaı faydasız. ELLERİNİZİ yıkayın. Temizlenin arının şu virüsten. Beşiktaş’ıma bu virüsü bulaştıranlarda gelmesin gerekirse geri. Semt takımımı geri istiyorum lann


Reloaded!!

İş bulma, ev arama, ev bulma, işe başlama, ilk toplantı, ilk eğitim, ilk sunum….

Düzenim hala oturmadı çok yazı çok konu birikti…

Fener maçına kadar rayına girer herşey insallah Beşiktaşımda


Amokachi’nin şortu ve biletsiz seyirci

Maçtan önce storeda kombine sponsorum takım içindeki ajanım O.S. ile beklerken şorta bakıp Amokachi’nin şortu lan dedik. Maçta da o şortu giyen Yusuf’un Amokachi’nin yardırdığı kanatta (arkamdaki adamın ifadesiyle) biletsiz seyirci gibi maçı izlemesini seyrettik.

10. dakikada O.S(kimliğini saklıyorum :)) 20’ye kadar 2 tane kitlersek 3-5’i görürüz demesi ve golden önce yanımdaki arkadaşıma artık gol gelicek sen rahat ol dememle Köybaşı’nın kafasını kaldırıp topa vurmasıyla ilk defa stressiz maç izleyeceğimizi sanmıştık ama gene yanıldık.

Golün ardından nedensizce geriye yaslanan Beşiktaş’ın 4-2-3-1 i 4-1-2-2-1 ‘e döndü . Fink tandemin önüne geçmeye Ernst ve Toroman sağdan bindirmeye başladı. Ankaragücü’nün adam adama topun arkasına geçip savunma yapması gelecek golleri engellese de oyun çok da sıkışmadı. Tabata ve Tello’lu bir orta saha makbul ilen Denizli bunu bize yar etmedi ve Yusuf’u solda çalım atmaya mecbur bıraktı.

Hayyam Ekrem Dağ istediği tüm toplarla buluşsada yağmurdan mı geçen haftaki gollerden mi bilinmez hep yanlış tercihlerde bulundu. Ankaragücüne bunları atamazsın belki ama Wolfsburg’u bu şekilde yakalarsan skor üretmen şart. Bugün takım gene gol yemedi. Ferrari inanilmaz konsantre oynadı ve Ernst Gattuso vari top aldı, çaldı, koştu ileri geri mekik dokudu. Ankaragücü’nün bütün dengesini ve oyununu bozdu bu iklili.

Wolfsburg, Trabzon, Fenervahçe, CSKA tünelinden 10 puanla çıkarsa takım sezon başındaki buhranı kasırgaya dönüştürebileceğimizi düşünüyorum.

Saygılar efendim.