twi'nce



Adana Demirspor mu? Adanademir SOL mu?

fft15_mf363949

Malum adanademirspor-livorno maçının zihinimizi açtığı şu günlerde ülkemizdeki taraftarlık anlayışları sorgulanmakta internet mecrasında. Deniz Gezmiş, Che , TKP vs posterlerinin, Küba,SSCB ve Filistin bayraklarının dalgalandığı bu maçta her tribun emekçişi gibi göğsüm kabardı. Peki Adana’ya gitmeden burdan oraların röntgenini çekebilir miyiz?

livorno1

Adanademirspor’un sol yanı olduğu bilinen bir gerçektir. Livorno’yu davet edip kabul alacak kadar gerçek olan şey ne peki. Livorno kendi gibi kıyı takımı olan ve sol yanı ağır basan bir takımı reddetmemiş ve ülkemize buyur etmiş. Buraya kadar herşey mükemmel. Livorno İtalya Kominist Parti’nin kurulumuna ev sahipliği eden ve kominal yaşamı benimseyecek kadar bu işlerin içinde olan (bknz: açık kent) güzide bir italyan şehrinin pek güzide takımı.

fft15_mf363939

Adana ise son seçimlerde oylarının toplam  %28’ini sağ olmayan partilere veren(chp,tkp,ödp,İP, bağımsızlar…) bu sonuçlar çerçevesinde de 4 MHP,6 AKP vs 4 de CHP’nin mecliste sandalye kazandığı bir şehir. Son 2007 seçimlerinde oy kullanma oranın %78,55 olduğu düşünülürse %28 lik oran %22 lere düşmekte. Peki TKP posterlerinin açıldığı Livorno maçını düşünüp TKP lilerin sayısını merak edersek karşımıza 1,753 oyluk bir rakam çıkıyor. Yani toplam oyun sadece % 0.19’u. Adana valiliğinin sitesinden öğrendiğim üzere, Seyhan, Yüreğir ve Karaisalı Adana’nın merkez ilçeleri. Peki bu ilçelerde TKP’ye çıkan oy kaç ? 55 yazı ile 55. (Geri kalan 1698 oyun peşinde koşmadım doğrusunu söylersem.)

fft15_mf363945

Ayrıca Adanademirspor başkanının MHP’den meclis üyesi olması da ayrı bir ironi(Şimşekler arasında maç izleyecek kadar da demirsporlu). Demirspor’un eski başkanlarından İ. Melih Gökçek’in Adana versiyonu Aytaç Durak’ da bu takımın başkanlığını yapmış ve hali hazırda Adana Anakent Belediye başkanı olup ilgisini de Demirspor’dan esirgememektedir.Bakınız üst kare. Yani Demirspor vakası neresinden tutarsanız elinizde kalabilecek bir vaka.

sanaldarbe

Ülkemizde bazı şeyleri abartmayı çok seviyoruz. Üzüntüyü de çoşkuyu da abartıyoruz. Buz ve kardan artakalan boş alanlarda futbol oynayan kuzey ülkelerini çok yendiğimiz dünlerde galibiyetler silahlarla kutlanırdı. Ülkenin en kariyerli teknik direktörünün golden sonra yardımcısını dövdüğü maçlara da şahit olduk, kendi sahasında Fenerbahçeye şampiyonluk veren Trabzonluların kendilerini astıklarına da şahit olduk. Evet Livorno maçı ile tam anlamıyla devrim yaşanmıştır bu ülkenin yeşilli kahverengili yer yer de sunili çimlerinde. Ama taraftarlık gibi babadan oğula emanet giden bir olgu bizde henüz ne siyasi, ne ekonomik ne de dini sebepler üzerinden yükselmektedir. Adana’da o maçtaki çocuklar, gençler solcu oldular artık. Önümüzdeki seçimlerde baraj kaygısı olursa bu sol dalga ile CHP’nin sandalyesini arttırması içten bile değildir. Eğer o çocuklar gördükleri bayraklara oy verirlerse de seçim pastasında TKP  “diğer”den sıyrılacak kadar oy alacaktır.

Ülke tribünlerinin anlam kazanması için çok önemli olan bu maçın devamının Şeref Bey çimlerinde St. Pauli maçı ile taçlanmasını beklemekteyiz.

Bu yazının sahibi Adana’ya hiç gitmedi ve Adana’yı tanımadan bilmeden burda ahkam kesmenin yanlış olduğunun farkında. Sadece dışardan gözüken ile içerden çıkanı eşleştirmeye çalıştı. Ayrıca bu yazının sahibinin Adana hakkında bildiklerinin yarısını 1. sınıfta aynı yurtta kaldığı Sven-Göran Eriksson ‘a Joe Cole’u çıkar diye bağırıp duvarları yumruklayan bir Adanalı’dan olduğunu hatırlatmak isterim.

Kahrolsun endüstriyel futbol, forza livorno🙂


Trackbacks & Pingbacks

Yorumlar

  1. * Ali says:

    Merhaba,

    Öncelikle bu maça dair bir yazı yazdığınız ve bazı mantık dışı yanları gösterdiğiniz için teşekkürler.

    Ben Adanalıyım. Adana’da doğdum ve daha sonra da üniversite eğitimim için Ankara’ya geldim. Lise yıllarında her ne kadar solculuk oynadıysak da oyundan öteye gidemedi. Sol ve sosyalizm hakkında okuyup daha temelli bilgiler edinmem ODTÜ yıllarımda oldu ve halen de olmaya devam ediyor. Biraz da bu okuma ve kendi doğduğum yerin durumunu merak etme sonucunda son birkaç yıldır Adana’ya solun gelişimi anlamında bakıyorum. Ve açıkçası, Şimşekler Grubu’nun politik yönünden haberdar olmamla birlikte bahsettiğiniz konuların aslında bazı şekillerde desteklenebildiğini düşünüyorum.

    Aslında öncelikle Adana’nın insan yapısını değerlendirmemiz lazım. Adana hiçbir zaman İç Anadolu şehirleri kadar tutucu olmadı. Belki havasından, belki suyundan, belki kıyısından. Milliyetçi de olmadı, olamazdı zaten, zira genel nüfus içinde Arap ve Kürt nüfusları da hatrı sayılır bir orana sahip. Özellikle Karataş ilçesinde sanırım Alevi Arap ve Kürt nüfusu Türk nüfusundan kat kat fazladır. Tahmin edersiniz ki böyle bir durumda çocukluktan bu yana Arap uşağı, Kırmançi gibi sözleri sadece kimlik belirtmek için kullanıyor/duyuyorsunuz, aynı sınıfta olan arkadaşınızın oruç tutmamasını yadırgamıyorsunuz.

    Peki bunlar sosyalist bir düşüncenin şehre yerleşmesi için yeterli koşullar mı? Tabii ki hayır. Bunu da Aytaç Durak örneğinden görüyoruz. Fakat burada da Aytaç Durak’a ayrı bir parantez açmamız lazım. Evet bu adam tüm sağ partilerden seçildi Adana’da, hakkında sayısız yolsuzluk iddiaları var. Ama diğer yandan, benim bile hala anlamadığım işleri var Adana’da. Belki biliyorsunuz, Altın Koza Festivali her yıl düzenleniyor ve bu festivalde Beynelmilel filmi de en iyi film ödülünü aldı, Sonbahar filmi de. Yılmaz Güney filmleri de sürekli bu festivalde halka gösteriliyor. Tüyap Kitap Fuarı düzenlenmeye başlandı mesela Adana’da. Aytaç Durak’ın yaptırdığı fuar binasında, her yerde kocaman Adana Büyükşehir Belediyesi pankartlarıyla. Ve iki yıldır içerisi silme sosyalist yayın dolu. Standlar da öyle. İlk açıldığı yılda sanırım, kapıda Adana’da para verip de pek az yerde bulabileceğiniz Evrensel ve Atılım gazeteleri ücretsiz dağıtılıyordu. Adanalı olması nedeniyle her zaman Yaşar Kemal ve kitapları da fuarda çokça kulağa çalınıyordu.

    Bu belki de kültürel miras yüzünden böyle. Aytaç Durak, elinde Yılmaz Güney, Yaşar Kemal gibi isimler olduğu için bunları pazarlayacak hamleler yapıyor. Belki de elinde din açısından önemli bir figür olsa onu pazarlaycak işler yapacak ve şehrin yapısı da ona göre şekillenecekti.

    Bu maç için de bu dediğim geçerli. Politik kaygıların bugünkünden çok daha fazla olduğu 60’larda ve 70’lerde, işçi kimliğiyle birlikte solla özdeşleşen, deplasmanlarda “Komünistler dışarı” tezahüratıyla karşılanan, halen de babadan, abiden öğrenilen birkaç şeyle muhalifim diyebilen bir taraftar kitlesine sahip bir takımdan bahsediyoruz. Böyle olunca, MHP’den meclis üyesi olan başkana başka bir şans vermiyorsunuz. Tek taraftar grubunuz böyle bir organizasyon istiyorsa yapıyorsunuz.

    Tüm bu kültürel geçmişe rağmen ne bu oy oranları diyecek olursanız, ki diyorsunuz, onu da ülkenin genel haliyle bağdaştırıyorum. Konuştuğum oy oranları da asla sizin verdiğiniz CHP ve TKP oy oranları değil. Eğer öyle konuşsaydık yazıda belirtmediğiniz Çukurova ilçesini %40 gibi bir oranla CHP’nin aldığını söyleyip bir çıkış yolu bulabilirdik. Ama bu maç CHP oyverenleriyle olabilecek bir maç değildi. Kısaca özetlersek, bu maç aileden, çevreden duyduğu sol düşünce kırıntılarını biraz da okuyarak, merak ederek büyüten belki birkaç yüz kişinin başı çektiği (ki bunlar da ÖDP’ye, EMEP’e vs. oy veren ya da düzen partilerine oy vermeyen kimselerdir ve bu sayı aslında yirmi bin kişiyi örgütleyip maça getirebilecek dalgayı yaratmak için yeter sayıdır.) ve ülke genelinde milyondan fazla kişiye bazı şeyleri merak ettirdiği, bu insanları etkilediği maçtır. Eğer bu etkilenen kişiler daha detaylı olanları merak etmezse, kendilerini geliştirecek fırsatı bulamazlarsa tabii ki sosyalizme kötü reaksiyon göstermeden oylarını gidip sosyalist olmayan partilere vereceklerdir. Bugüne kadar olan da işte budur. Sosyalist düşünceleriyle şehirde yaşayabilen üç bin-beş bin kişilik kitle, buna sempati duyan ama hiçbir zaman bu sempatilerini eyleme dökmeyecek olan daha büyük bir kitle, düzen partileriyle çözüm geleceğini düşünen daha büyük bir kitle ve CHP’yi bile sol sayarak uzak duran, karşı çıkan bir başka büyük kitle. Sanırım kısaca Adana’nın özeti bu.

    Bu maç nelere vesile olur göreceğiz. Yüzde yüz başarı, maça gelen herkes sosyalist olmalıydı ama olmadı, gibi düşüncelerle hareket edilirse hoş bir anı olarak kalır. Ama bu maçın düzenlenmesinde emeği geçen kişilerce uzun bir bilinçlendirme serüveninin başlangıcı olarak kabul edilirse çok işe yarayabilir. Ancak o zaman, insanlar daha çok öğrenip düşüncelerini temellendirmeye başlarlar ve gelecek hakkında daha doğru kararlar verebilirler.

    Sözün özü, Adana’da sol düşünceyi geliştirecek ortam var. Şu an bu ortam hiç kullanılmadığı için kitlesel bir hareket göremiyoruz. Ama herkesin bir afyon gibi kullandığı futbol bu düşünceyle birleştirilip insanlara izlettirilirse, bu da bir başlangıç olarak değerlendirilirse işler değişebilir.

    Umarım yazdıklarım bu maç ve Adana hakkında sizi biraz daha aydınlatmıştır.

    İyi günler.

    Ali

    Not: Şimdi bakınca, çok uzun yazmışım. Okuduğunuz için teşekkür edeyim bari.🙂

    | Cevapla Gönderildi 7 years, 3 months ago
  2. * bekirozmen says:

    postumdan daha uzun bir yorum gelmiş teşekkür ederim

    benim için bilgilendirici bir yorum oldu. Aynı zamanda gene karmankarışık bir hal aldı Aytaç Durak’ın yaptıklarını okuduktan sonra ozellikle. Tribun bizde siyasi simge olmamiştir olamamiştir hiç bir zaman diyarbakirspor en çok dişlanan takimdir ülkem sahalarında o bile halktan destek alamamkta belediyece desteklenmemektedir.

    futbolun çok da afyon olmadığını düşünüyorum eğer afyon ise futbol 3 gün adanada gençlere öyle bir afyon verildiki burdaki gençler yarınlarda ankaraya istanbul’a üniversiteye gittiğinde gruplarına önderlik edecek kadar bu afyonu yediler

    futbol onunla birleşen bir medya varsa afyon halini alıp içi boşaltılan bir spor haline dönüşmekte. Dünyada üzerine kitaplar yazılan fuarlar yapilan futbol bizde sadece fotamac fanatik tekelinde ilerlemekte. Bizimde sorunumuz bu bir yandan

    | Cevapla Gönderildi 7 years, 3 months ago
  3. * ömer san says:

    Ali arkadaşın dediklerine aynen katılıyorum. Adananın sol potansiyeli her zaman için vardır. Sanıldığı kadar da güçsüz değildir. Görünürde varlığını göstermemesinin temel sebebi Türkiye konjoktürüne bağlanabilir. Türkiyede sol düşüncenin engellenmesine yapılanmasına dem vurulmasına bağlanabilinir.

    | Cevapla Gönderildi 6 years, 11 months ago


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: